They Say I Was Born a King’s Daughter

 

Selamlar 🙂 Nasılsınız görüşmeyeli?

Bugün sizlere benim yeni bölümünü canla başla beklediğim bir seriden bahsedeceğim. Bir bırakıldı bir devam etti baya bir şey atlattı bu seri ama şuan çeviride sıkıntı yok ilerliyor. Son zamanların bence en iyi serilerinden biri. Biz güncelde geride olsak da yinede aktif olarak devam eden bu seri baya ilginç.

 

Kore’de bir İngiliz edebiyatı profesörü olan Kristianna Lee’nin kaleminden roman olarak doğmuş bu seri ilk kez adını böyle duyurmuş. Yazar kitap hakkında ; “Yaşamlarını hiç yaşamadığımız, perspektiflerini hiç bilmediğimiz kişilerin empatisini kolaylaştırmak için edebiyatın gücüne her zaman inandım. Bizi bölen birçok farklılığı bir köprü haline getiren bir araç olarak edebiyata aşık olunca yaptığım çalışmalarla edebiyat dünyasına yabancı hissedebilecek kişilere getirmeye çalıştım. Bu kitap benim için bir kapı niteliğindeydi.” demiş. Kristianna ayrıca şiir, çocuk kitapları ve Koreli Amerikan gençliği hakkında birkaç senaryo yazmış.

 

Kitap çok tutmamış. Kitabın içeriğini fark eden başka bir yazar-nim daha çıkar ortaya: Bi Chu tarafından önce novel olarak uyarlanan seri Legna Kim’in çizimleriyle günümüzdeki webtoon halini almış. Ekim 2016’dan beri devam ediyor. Yani anlayacağınız konu sağlam olunca insanlar güncelleyip tekrar okuyucu ile buluşturmak için elinden geleni yapmışlar.

 

 

 

 

Hemen sizlere konuyu anlatayım: Güzeller güzeli kızımız Suhee Kim hayatında güzelliğiyle bir çok kişinin dikkatini çekmiştir. En sonunda sadece sevdiği için yanında bulunduğu Jinsu Hanla evlenmiş ve güvende, mutlu olarak hayatını sürdürür. Taa ki bir gece eve dönerken bir takipçi tarafından bıçaklanır ve öldürülür. Ve kendini güçleri büyülerin belirlediği krallıkta bir prenses olarak  bulur. Bir bebektir. Bir kadındır.

 

Herşeyi hatırlar,bilir ve bu onun en büyük gücü olur. Ünü dahi bebek olarak krallıkta hemen yayılır. Bunların sonuçları ne olacaktır? Ve bu büyülü krallıkta bir insanın başına gelebilecek en kötü şey kadın olarak doğmaktır. Suhee Kim bu krallıkta bir şeyleri değişterebilecek midir? Jinsu Hanla tekrar buluşabilecek midir? Krallıktaki tek büyü gücüne sahip kadınla büyüsü olmadan nasıl savaşacaktır?

Serinin konusu çok ilgi çekici. Aşk , sosyal, deneyim, empati , kurgu hepsi sağlam ilerliyor. Önceden  de True Beauty’de bu güzellik takıntısından vs. konuşmuştuk. Sizlere bir haber vereyim bu konuda;

 

 

 

‘Makyaja ve uzun saça hayır’ kampanyası: Oyuncak bebek değiliz, hepimiz insanız…

Sonunda kendilerine çeşitli yöntemlerle baskılanan ve kabullendikleri bu duruma birileri dur deyip savaş açmış. Ve kesinlikle desteklenmesi gerekiyor. İnsanların temele bir güdüleri vardır. Hayatta ne isterseniz, ne hissederseniz , ne beklerseniz , sizinle ilgili ne olursa olsun temelde tek içgüdü vardır: Var olmak. Öyle bir var olma güdüsüyle yaşama tutunmaya çalışırız ki bizi değerli gösterebilecek,hissettirebilecek her şeyi denemeye hazır bekleriz. Ve bunun değerlendirmesini başkalarına bırakırız. Tepkileri ölçer, ne kadar var olduğumuzu almaya çalışırız. Sağlam örnekler ararız. Farklı olmak için uğraşırız. Bebeklikten başlayıp ölene kadar devam eder bu süreç.

 

Biri çıkar şu kız güzelmiş der ve bizde güzel olmak isteriz. Biri çıkar şu çocuk güçlü der ve diğerleri kendilerini spor salonu aynaları karşısında bulur. İşte Kore’de insanlar savaştan çıktıktan sonra iki temel şeyle uğraşmışlar biri açlık diğeri savaş sonunda savaş yaraları vs. derken oluşan sözde çirkinlik. Açlık konusu zamanla çözülmüş. Ama güzellik konusu derince bir şekilde gerek özendikleri Amerika olsun İngiltere olsun büyük bir şekilde körüklenmiş. İlk makyaj setlerinin ülke içine gelmesiyle insanlar eksikleri, hataları(!) kapatmışlar.

İşte bu olay sonunda deli gibi “eğer güzel değilsen sen insan değilsin , değerli değilsin” algısı oluşmuş. Ha kalkıp da yok dış güçler suçlu muhabbeti değil bu. Eğer aklını kullanıp düşünmemeyi tercih edersen senin suçun. Yani bunu şu yönden rahatça söylüyorum. Bu sosyal bir durum ve üstesinden gelmek için en temelde yapılacak şey düşünmek. Ve tepki vermek. Bu noktada kahramanlara ya da somut şeylere ihtiyaç yok.  Kimine kotla kimine petrolle kimine ilaçla bir şekilde dokunmaya çalışıyorlar bu devletler ama sen insan olarak ne kadar bilinçliysen toplumun o kadar kolay atlatılacağı bir savaş.

Geçmişten günümüze bu Koreli müzik gruplarının genel beğeni toplamış videolarına baktım. Erkek gruplarının eski klipleri olsun dans gösterileri olsun temelde beceri kaynaklı belli temalarda ilerleyen showlar olurken, şimdi tema tek parta düşmüş: cinsellik. Erkeklerin de yoğunluğu bu temada toplansa da dünya barışı gibi konuları da bir nebze işlemişler. Ama kızların özellikle hazırladığı gösteriler. Size dansların verdiği temel mesajlar belli; ben sevimli tatlı, seksi bir kızım (kyaaa!!) , bak gözlerim, göğüslerim var. Bak ne kadar da esnek ve kıvrak hareket edebildim. Ah bacaklarıma bak açılıyorlar. Bakın bu gösterileri için bu insanlar deli gibi çalışıyor. Aç kalıyorlar. Kimlere nelerde evet demek zorunda kalıyorlar kim bilir? Bütün bu acıyı sıkıntıyı sadece toplumda güzel , tatlı , seksi olunca kabul göreceklerini bildikleri için yapıyorlar. Ha bizde de durum çokta iyi değil. Ha kalkıpta şu saçma sapan “cinsiyetsizlik, nötr cinsiyet muhabbetinden” de bahsetmiyorum. Bir-iki uyanık amcanın sosyal mecrada hit olma çabasına malzeme oldular. Army grubu yoğun bir kalabalık ve sevgi seliyle amcaların gündeme gelme çabalarını desteklediler. Benim söylediğim şey daha farklı. Ben kızların seksapalite sembolü olarak kurban edilmesinden hoşlanmadım. Bu webtoonda da aynı muhabbet var. Zeki güzel tatlı bir kız olmadığı sürece dikkat çekemedi kızımız. Bir kalıp koymuşlar ortaya , 5 kız bir araya gelsin belli karakterleri canlandırsın (grubun soğuk kızı karanlık kızı seksi kızı tatlı kızı vb – erkeklerde de bu olay var bu arada.) biraz ışık biraz ses bunu pazarlayalım. Bu mudur yani… O insanlar bütün emeklerini bu yüzden mi verdiler?

Ben onlarında bunu yaşamak istemediklerini düşünüyorum. Barbie bebek gibi giyinmiş birkaç çocuk kendini sahnede ne kadar beğendirebilir diye oradan oraya kıvranıyor. Bir insan neden sevdiği şeyi yapmak için güzel olmak zorunda? Çirkin ya da şişman bir kızın dans etmesi için zayıflamayı ve makyaj yapmayı mı beklemesi gerekiyor? Neden daha izlerken bile uygun olmayan bir vücudu varsa beklentimizi arttırıp: Buna cesaret ettiyse iyidir, diye düşünüyoruz? Neden cesarete ihtiyacı var? Bizim yargılarımız yüzünden olabilir mi? Peki bize en başta kim öğretti güzelin, simetrikliğin değerli olduğunu? Peki kim belirledi bu güzellik kriterlerini? Sevmediğim rahatsız olduğum bir başka şey çirkin kabul edilen biri güzelle bir şarkı söylüyor, dans ediyor, show yapılıyor ve bizler güzelin çirkinin yanında durmasını yüce bir gönüllük olarak düşünüyoruz. “Ya bak ya çok yakışıklı olmasına rağmen bırakmamış, demek ki seviyorrr… ” Cidden mi? Bunu böyle düşünmeyi ne zaman öğrendik?

Ve sizlere bir şey daha söyleyeyim. Toplumda güzel olanlarda mutlu değil.  Sürekli hemcinsleri tarafından ön yargıyla karşılanıyorlar. Sürekli tutarlı davranmak zorundalar. Sürekli hatalarını arayan insanlar etraflarına toplanmış yüzlerine gülüp arkalarından konuşuyorlar. Birinin size neyi sevip sevmeyeceğinizi öğretmesine izin vermeyin. İnsanlar gerçek aşkı, sevgiyi güzelde değil, onu anlayan, tanıyan insanlarda buluyor. Güvende hissettikleri yerde mutlu oluyorlar. Ben güzelliğin sanatta aranması taraftarıyım. Bir resim güzeldir. Bir heykel, bir şiir, bir kitap, bir şarkı. Bir insan güzel değildir. Bir davranış , bir düşünce güzeldir.

Bir köpek bir insanı severken neyine bakar ? Kilosuna mı, güzelliğine mi cinsiyetine mi yüzünün, vücudunun simetrikliğine mi? Bir köpeğin değerlendirme sisteminin bizimkinden gelişmiş olması ilginç değil mi? Söyleyin bana hangi bebeğe çirkin ya da şişman deyip yargılayabilirsiniz? Ya da ne zaman çocukları kız ,erkek diye ayırabilirsiz gülücüklerine güzel derken ? Hangi bebek bir bir hayvanı severken cinsiyetine ya da güzelliğine bakar?

 

Demem o ki ; güzellikte , cinsiyette, popülerlikte vb bütün bu saçma kriterler hepsi sonradan öğrenilir. Başkalarının size ne hissedeceğinizi, neyi istemeniz gerektiğini öğretmesine izin vermeyin. Kendinizi dinleyin. Doğru seçimleri yapacak çocuk ararsanız, içinizde hala…

Uzun oldu bu sefer büyük ihtimalle okumadınız hepsini 😀 Tekrar görüşene kadar kendinize dikkat edin 😀

Özde